Yalıtım Dergisi 75. Sayı (Kasım-Aralık 2008)

''Trakya göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 1953 yılında İstanbul'da doğmuşum. Üniversite öğrenimini Berlin'de tamamlayan babam, o dönemin iş merkezi Karaköy'de Ericsonn, Scania ve Siemens gibi uluslararası büyük firmaların Türkiye distribütörlüğünü yapıyordu. 1960 İhtilali'nden sonra işlerini devretmek zorunda kalmıştı. Kendisini biraz erken emekliye ayırmıştı. Devam etseydi, ben de iş hayatında farklı şeyler yapıyor olabilirdim..." "Taksim'de oturuyorduk. İstanbul benim için Taksim, Levent, Beyoğlu, Nişantaşı, Şişli, Karaköy ve Beşiktaş'tan oluşuyordu. Yaramaz bir çocuk değildim. Bizim yaptığımız haylazlıklar, bugünkülerle kıyaslandığında zaten son derece zararsız kalıyor ... İlkokulu Şişli 19 Mayıs İlkokulu'nda okudum. Ardından, anne tarafının da yönlendirmeleriyleSaint Joseph'e başladım. Fen dalını seçmiştim. Edebiyat bölümünü biraz daha entelektüel öğrenciler tercih ediyordu. Derslerde zorlanmıyordum, keyifli bir okuldu. Ortalamanın biraz üstünde bir öğrenciydim. Saint Joseph'de düşünme, eleştirme ve sorgulama yeteneklerimizi geliştirme yönünde bir eğitim veriliyordu. Okul bende çok önemli bir temel oluşturdu. Farklı bir eğitim aldığımızı düşünüyorum. Okulda azınlık cemaatlerine mensup çok sayıda öğrenci de vardı. Onların çoğu artık Türkiye'de yaşamıyor. Çoğu 70'li yıllardaki terör ortamı dolayısıyla ülkeyi terk etti veya terk etmek zorunda kaldı." LozanPoliteknik'ekabuledildim "Liseyi bitirdikten sonra yabancı dilde mühendislik eğitimi almayı amaçlıyordum. Babamın da bu konuda bir takım yönlendirmeleri oluyordu; mühendisliğe hayrandı. İnşaat mühendisliğinin çok iyi bir meslek olduğu konusundabiraz beynim yıkanmıştı diyebilirim. İnşaat mühendisliği eğitimi almak amacıyla Avrupa'daki bazı okullara başvurularımı yaptım ve Lozan Politeknik'ekabuledildim.Sadece mühendislik eğitimi veriliyordu. İsviçre, çok büyükavantajlarasahip özel bir ülkeydi.Her şey düzenli ve organize olduğundan öğrenciler adaptasyon sorunu yaşamıyorlardı. İsviçre'ye halen, oğlumun okulu ve iş dolayısıyla sık sık gidiyorum. Otuz yıl aradansonra değişen pek bir şeye rastlamıyorum. Hiçbir şeyin bozulmadan kaldığı apayrı bir ülke..." "Okula, bir yılı matematik hazırlık, bir yıl da yüksek lisans olmak üzere yedi yıl devam ettim ve okuldan 1977 yılında inşaat yüksek mühendisi ve öngermeli beton viyadükler konusunda master yapmış olarak mezun oldum. Çok farklı ülkelerden gelen öğrencilerin oluşturduğu kozmopolit bir ortam vardı. Çeşitli kültürler arasında faydalı bir iletişimin yaşandığı özel bir ortam mevcuttu. İstanbul'dan uzakta olmaktan hiç rahatsızlık duymuyordum. Hayatımdan memnundum. Zevklerimiz,yemeklerimiz ve ilgi alanlarımız çok benzerlikler gösterdiğinden Yunanlı öğrencilerle yakın dostluklarımız oluyordu. Hatta Kıbrıs Harekatı'nı televizyondan izlemiştik. Aramızda biraz gerginlik yaşanmış olmasına rağmen yine de bazı dostluklarımız bugünlerde de sürüyor. Ayrıca o dönemde Avrupa'da Türk olmanın hiçbir olumsuz yanı da yoktu. Hiçbir ülke Türk vatandaşlarından vize istemiyordu; her ülkeye sadece pasaportla kolayca girebiliyorduk." Tek bir şansınız daha vardı "Dersler ağırdı. Diploma sınavlarının yapıldığı son sene bir yıl kaybetmiştim. Sınavda başarısız olduğunuz takdirde bir sene daha beklemek zoMurat Baykent'in ailesi (soldan dördüncü annesi ve babası) runda kalıyordunuz. Tek bir şansınız daha vardı; başarmazsanız belge veriyorlardı. Altı yılın birden boşa gitme ihtimali vardı. Sıkıntılı bir seneydi. Yakın bir geçmişe kadar da rüyalarıma giriyordu. İkinci girişimde başardım ve mezun oldum." Sadecemühendislik yapılarını görüyorduk "Tüm dünya çalkantılı bir süreçten geçiyordu. 68 olayları etkisini sürdürüyor, kazan kaynıyordu. Bu hareketliliğin ne olduğunu incelemek, okumak varken kendimizi biraz fazla derslere vermiştik. Konsantre olduğumuz şeyler hesap kitap işleriydi. Bu da biraz dezavantaj oldu. Derinliği olan sosyal konularla çok fazla ilgilenemedik. İlgilenen arkadaşları da biraz dalgaya alıyorduk. Nazım Hikmet'in adının dahi ağza alınamadığı bir lise eğitiminden gelmiş, tam bir at gözlüğü takmıştık. Yolda gezerken sadece mühendislik yapılarını görüyorduk. Bu sosyal konulardaki açığımı sonradan kapatmaya çalıştım. Fakat bu gibi işlerle üniversite ortamında ilgilenilmesive kafa yorulması gerektiğine inanıyorum. Entelektüel boyutumu sonraki yıllarda geliştirmeye başladım. Bugün yüksek öğrenimini İsviçre'de Siyasal Bilgiler dalında yapmakta olan oğlum Sinan'dan pek çok şey öğreniyorum ... " Keşke gitmeseydim!.. "Okuldayken,mezun olduktan sonra ne yapacağıma dair çok fazla şey planlamıyordum. Türkiye'ye o diploYALITIM• KASIM/ ARAL\K 2008 5 5

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=