Yalıtım Dergisi 70. Sayı (Ocak-Şubat 2008)

bilimsel görülmekte, Kimyasalpaslanma (korozyon) artmakta, Donma-çözülmeetkileri baş göstermekte, Öğe yüzeyinde kabarmalar, dökülmeler görülmekte, Dayanım düşmekte, Yapı uzantılarında zorlanmalar, çatlamalar görülmekte. Burada sözü edilen, yapı üzerindeki olumsuz etkilerin uzun uzadıya açıklanmasına gerek görülmemekle birlikte bir iki konuyu biraz daha açmakta yarar vardır. Suyun, çiylenim yoluyla gereç içerisindeki boşluklarda ilerlemesi, dolayısıyla da ortamda belirleyici olması, paslanma olgusuna ivme kazandırmış olmaktadır. Özellikle beton içerisinde, başta Ca(OHh hidratı olmak üzere, beton donatısını koruyan baz özellikli etkenler su ile ortamda etkisizleştirilince, paslanmadan kaynaklanan büyük sakıncalar ortaya çıkabilmektedir. Havadaki kömür asidi (CO2 ) sulu ortamda daha çabuk yapılanarak kireç hidratın karbonatlaşmasına basamak oluşturmaktadır. Şu halde paslanma sakıncası yalnız çelik donatıya karşı değil, özdeş biçimde betona karşı da söz konusu olmaktadır. Beton dokusu, özellikle çimento hamuru, fiziksel olarak donma-çözülme etkisiyle de bozulmaya uğramaktadır. Böylece güçsüzleşen bağlayıcı, betonun bütünlüğünü koruyamayıp, özellikle taşıyıcı uzantıların dayanma (mesnetlenme) yerlerinden çatlamalarına, yıkılmalarına neden olabilmektedir. Buradan da anlaşıldığı gibi, doğal olarak ısıl köprülerin daha çok ısı yitimine neden oldukları varsayılırsa da mekanik etkileri de gözden ırak tutulamayacak derecede büyük olabilmektedir. Böylece ısı yitimi yeniden ele alınacak olursa, sorunun erke tüketimi yanının büyük önem taşıdığı kolaylıkla anlaşılır. Isı yitiminin en açık 7 6 YAUTIM •OCAK/ ŞUBAT 2008 göstergesinin düşen yüzey sıcaklığı olduğu anımsatılmıştı. Bu sıcaklığa matematik olarak erişmek olanaklıdır [3]. Buna göre önce yapı gerecinin dolayısıyla yapı öğesinin biriktirebildiği ısıyı Q = c m il◊, [Ws) olarak yazdıktan sonra yapı gerecinin özel bir niteliği sayılan özgül ısı sığası c n Q / (m il◊), [Ws/kgK) olarak kütle (m), sıcaklık farkı (il◊) yardımıyla önceki bağıntıdan çıkarılır. Burada önemli olan yalnız bir ölçüt (kriter) ile yola çıkmamaktadır. Başta ısıl iletkenlik katsayısı (1ı., W/(mK)), birim kütle (p, g/cm 3), özgül ısı sığası (c, Ws/(kgK)), ısı erklik katsayısı (b, ws0,5/(m2K)) olmak üzere gereçlerin kimyasal iç yapısı dahi ısı iletiminde önemli derecede etken olabilmektedir. Isıl Erklik katsayısı yüksek olan, beton gibi yapı öğeleri ile çevrili evler göreceli daha yavaş ısınmaktadır. Diğer yandan özgül ısı sığası yüksek, ama ısıl erklik katsayısı düşük, ağaç ürünleri gibi gereçlerle sarılı odalar ise çabuk ısınabilmektedirler. Ancak ısıl erklik katsayısı, yüksek olan yapı öğelerinin, ısı biriktirme katsayılarının da S m spc, [Ws/(m2K)) yüksek olacağı verilen bağıntılardan [3][4) anlaşılmaktadır. Bu durumda ısıl köprülerin de güncel olarak daha çok, donatılı betondan yapılan taşıyıcı öğelerden oluştuğuna göre, birim kütlesi, ısıl iletkenlik katsayısı, ısıl erklik katsayısı, ısı biriktirme katsayısı daha yüksek Görüntü 4: Isıl köprü uzantılarının (düzgülü beton) uç bölgeleri, biraz içeriden başlamak koşulu ile ısıl iletkenlik katsayısı daha düşük gereçlerden (yeğni beton) oluşturulabilir. olu öz ül ısı sığası göreceli daha düşük olan bu öğelerin dış yüzeylerinin ısıl iletkenlik direnci yüksek yalıtkan gereçlerle kaplanması gerekir. Bunun yerine, yine bu iletken yapı öğelerinin tümüyle iç oylum içerisinde bırakılması, bir başka anlatımla yapı dış kabuğunun tümüyle delikli tuğla, yeğni beton gibi daha çok yalıtkanlık özelliği olan gereçlerden oluşturulması da doğru uygulamalardan olacaktır. Böylece hem ısıl köprüler aracılığıyla yitime uğrayan erkenin korunumu sağlanmış olacak hem de kazanılan yüksek ısı toplama (biriktirme) yeteneği yardımıyla iç oylumda soğuma geciktirilmiş olacaktır. Mekanın geç ısınıp geç soğuması ise uzun süreli kullanılan yapılar için gerek ısı artırımı, gerekse ısıl dirlik (termik rahatlık) açısından doğru bir seçimdir. Döşeme ve kiriş uzantılarını ise olabildiğince tasarıma almamak doğru olacaktır. Böylece, uzantıları, çıkmaları uygulamadan çıkararak, yapı dış yüzeyi büyümemiş, ısıl köprüler de oluşmamış olacaktır. Ancak bu unsurları gözden çıkarmak olanaklı değilse küçük uzantıları kancalarla asmayı yeğlemek daha doğru olacaktır. Bu uygulama yardımıyla, uzantılar aracılığıyla gerçekleşen artışlı ısı geçişine olanak tanınmamış olacaktır. Öte yandan yük taşıyan büyükçe uzantılar yerineyse birbirine yakın aralıklı, ancak ayrı taşıma düzeni tasarlamanın daha uygun bir seçimolacağı kesindir. Bu tasarım için yapım aşamasında giderin artacağı varsayılırsa da ısı artırımı ile elde edilecek

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=