Yalıtım Dergisi 139. Sayı (Ekim 2015)

33 Ekim 2015 • www.yalitim.net “E skişehir’de, 1977’nin 26 Mayıs günü doğ- muşum... Aslen Kemaliyeliyiz (Erzincan). Öğretmen olan babam Kemaliye’de Halk Eği- tim Merkezi’nin müdürü, annemse Kemaliye Kaymakamlığında memurmuş. İkiz bebek beklediklerinden, Kemaliye’deki hastane şartlarından tedirgin olmuşlar ve riske girmemek için doğumun, anneannemin ikamet ettiği, şartların biraz daha iyi olduğu Eskişehir’deki bir hastanede gerçek- leştirilmesine karar vermişler. Dolayısıyla nüfus cüzdanımda doğum yeri olarak Eskişehir yazmasına rağmen, Eskişehir’e gerçekleştirdiğimiz kısa ziyaretler haricinde çocukluğumun Kemaliye’de geçtiğini söyleyebilirim. İsmimi ise babam Bülent Ecevit’e hayranlığından koymuş. İkizime de, Bülent’e uyumlu olsun diye Levent ismini vermişler...” “Annem ve babam çalıştığından ikiz kardeşimle beraber çocukluk günlerimiz genelde akrabalarımı- zın nezaretinde geçi- yordu. Altı yaşınday- ken, babamın tayini dolayısıyla İstanbul maceramız başlamıştı. Paşakapısı İlköğretim Okulu’na gidiyorduk. Ders saati bittikten sonra yaramazlık yap- mamızı engellemek için birimiz annemizin yanına, birimiz de babamızın yanına gidiyorduk. Derslerimizin çoğunu da onların işyerlerinde yapıyorduk...” SORU YAZILIRKEN CEVABINI VERIRDIM “Beşinci sınıfı bitirdikten sonra, yine Üsküdar’da bulunan Şemsi Paşa Ortaokulu’na devam ettik. İlkokulda gayet iyi bir eğitim almışım ki ortaokulda kendime ciddi bir özgüven duymaya başlamıştım. Koşu takımına seçilmiş ve hiç eğiti- mim ya da pratiğim olmamasına rağmen İstanbul genelinde 4. olmuştum. Matematiğim çok iyiydi. Defter falan kullan- madan, öğretmen tahtaya daha soruyu yazarken cevabını veriyordum...” EVDE ZAMAN GEÇIRMEYI SEVERDIM “İkizimin aksine daha sakin ve kendi halinde bir çocuktum. Evde zaman geçirmeyi severdim; ki hala da öyleyimdir. Gezme veya eğlence peşinde hiç olmadım. Şimdilerde bile tatile eşimin zoruyla gidiyorum. O dönemlerde, aldığım harçlığı harcamak yerine biriktirmeyi tercih etmek, en büyük özel- liklerimden biriydi. Hatta ay sonuna doğru annem ve babam ihtiyaç duyduklarında borç almak için ilk önce bana gelirlerdi. Bunun yanında hırslı ve azimliydim. Oyunlarda kaybetmeyi hiç sevmezdim. Kazanmam lazımdı. Ağladığım bile olurdu. Bu huyum kardeşimde o kadar bir baskı oluşturmuş ki, benim içinde olduğum bir oyunda hep dışarıda kalmayı tercih ederdi. Pes etmeyeceğimi bilirdi...” IKIZ OLMAK... “İkiz olmak insanda farklı bir duygu yaratı- yor. Canınız oyun oyna- mak istediğinde yanınızda yaşıtınızın olması çok avantajlı. Diğer taraftan aynı kıyafetleri giymekse özellikle beni çok rahat- sız ediyordu. Sağolsun- lar annem ve babam, ne alsalar aynısından iki tane alıyorlardı. Aynı tişörtü ve aynı pantolonu giydiğimizde birilerinin alaycı bakışlarının beni zaman zaman üzdüğü de olurdu. Ancak ne olursa olsun ikiz kardeşimle girdiğim rekabetin, gelişimimde faydası olduğunu düşünüyorum. Çocukluğumuzda eksikliğini hissettiğimiz en büyük şey ise anne ve babamızın çalışmasından dolayı onları çok da sık göremememizdi...” TEŞEKKÜR BELGESIZ SINIF GEÇMEDIM “Okul hayatımda dikkat çeken bir öğrenci değildim. Tak- dirname almadım fakat teşekkür belgesiz sınıf geçtiğim de olmadı. Orta karar, ancak ihtiyaç kadar çalışırdım. Derslerin çok üzerine düşmezdim. Ödevimi yapardım ama ekstra bir zahmete katlanmazdım. Sonrasında da Commodore 64’te oyun oynardım. Bilgisayar oyunları, en çok zaman harcadığım meşgalelerimden biriydi...” HAYDARPAŞA ANADOLU TEKNIK LISESI... “Ortaokulu bitirdikten sonra 1991 yılında, babamın isteğiyle sınava girip Haydarpaşa Anadolu Teknik Lisesi’nin Makine Bölümü’nü kazanmıştım. Babam, işsiz kalmama- mız için en azından bir meslek öğrenmemizi istiyordu fakat makine bölümünde yürütülen eğitim sistemi hiç hayal ettiğim gibi değildi. Bence Türkiye’nin en büyük sıkıntılarından birisi de bu zaten. İnsanların gelecekle ilgili bir planları yok ve girdiğin okulun ne olduğunu bile tam olarak bilemiyorsun. Sınavlar çocukları ‘bir yere girme’ psikolojisine sokuyor; ‘bir şey oldun mu’ veya ‘başardın mı’ değil...” BABAMIN VEFATI BIZI DERINDEN SARSMIŞTI “Meslek lisesi süreci, özel hayatımda da sıkıntılar yaşadığım bir dönemdi. Üçüncü sınıfta, 17 yaşımdayken babamın vefatı bizi oldukça sarsmıştı. Hayatımdaki en büyük kırılma noktala- rından birisidir. Babam hastalandığında kardeşim ve ben çok da önemsememiştik. Kanser olmasına rağmen işin ciddiyetini

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=