
Korozyona uÄŸrayan bir binanın, donatı taşıma gücünün 5 yılda yüzde 50’sini, 15 yılda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybedebildiÄŸini vurgulayan Ä°ZODER BaÅŸkanı Levent Gökçe, mevcut binaların depreme dayanıklılığı konusunda endiÅŸe duyduklarını belirterek, herkesin duyarlı olup yaÅŸadığı binada su yalıtımı yapılıp yapılmadığını sorgulaması için çaÄŸrıda bulundu. Eski-yeni tüm binalarda su yalıtımının hayati önem taşıdığını vurgulayan Levent Gökçe, “Su yalıtımının zorunlu tutulduÄŸu Haziran 2018’den itibaren inÅŸa edilen bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 1.5’ini oluÅŸturuyor. Binalarda su yalıtımının doÄŸru uygulanması ve denetimine gerekli önemin verilmesinde geç kalındı ancak bundan sonra inÅŸa edilen tüm binaları su yalıtımıyla korumalıyız ki 20 yıl sonra yeniden güçlendirme, kentsel dönüÅŸüm konuÅŸmak zorunda kalmayalım” dedi.
Deprem gerçeÄŸi ve yalıtım konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeyi görev edindiklerini belirten Ä°ZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları DerneÄŸi) Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Levent Gökçe, güvenli, saÄŸlıklı ve konforlu yaÅŸam koÅŸullarının ısı, su, ses ve yangın yalıtımına sahip binalarla saÄŸlanabildiÄŸinin altını çizdi. Depreme karşı güvenli yapılara sahip olmak için tüm binaların su yalıtımı ile korunması gerektiÄŸini belirten Levent Gökçe, ÅŸöyle konuÅŸtu:
“Binalarımız için hayati önem taşıyan Binalarda Su Yalıtımı YönetmeliÄŸi’nin sadece 2,5 yıl önce yürürlüÄŸe girmesi, deprem kuÅŸağında yer alan ülkemizde, binalarımızı korumakta geciktiÄŸimizi iÅŸaret ediyor. Türkiye’de mevcut bina stokunun yüzde 80’e yakını 17 AÄŸustos 1999 Marmara Depremi’nden önce, yüzde 20’yi aÅŸkını ise 2000-2020 arası inÅŸa edilmiÅŸ durumda. Binalarda Su Yalıtımı YönetmeliÄŸi’nin yürürlüÄŸe girdiÄŸi 1 Haziran 2018’den itibaren inÅŸa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 1.5’ini oluÅŸturuyor. Toplam 9.8 milyon bina, 28.6 milyon konutun bulunduÄŸu ülkemizde bu oranlar, bugün güvenli bina sayısı konusunda maalesef istediÄŸimiz noktada olmadığımızı gösteriyor.
Çelik donatının dayanımı için gerekli olan su yalıtımı, ÅŸimdiye kadar çoÄŸunlukla ihmal edildiÄŸi için, ülkemizde 30 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görülüyor. Oysa asgaride 80-100 yıl gibi bir süre için inÅŸa edilen binalarımız korozyon etkisine karşı korunmuÅŸ olmalı. Yönetmelikle, su yalıtımı uygulamalarının doÄŸru ve standartlara uygun yapılması saÄŸlanacak, böylece betonarme içerisinde yer alan demir donatının korunarak kullanım ömrü uzayacak. Bunun için de mevzuatların öngördüÄŸü gibi yapıların her yönden gelebilecek suya veya neme karşı korunması için su yalıtımı uygulaması yapılmalı.
2018’de inÅŸa edilen bina 2038’de riskli yapı grubuna girebilir
Bundan sonra inÅŸa edilecek tüm binalarımızda en baÅŸtan itibaren doÄŸru su yalıtımının uygulanıp uygulanmadığı sıkı bir denetimle takip edilmeli. Su yalıtımının zorunlu tutulduÄŸu 2018’den itibaren inÅŸa edilen binalarda bile doÄŸru uygulama yapılmaması halinde güvenli yapılaÅŸma saÄŸlanamaz. Çünkü doÄŸru su yalıtımı uygulamasıyla korunmayan ve suya maruz kalmaya devam eden yeni binalar da 20 yıl sonra riskli yapı grubuna girecektir. DoÄŸru su yalıtımı, yapının inÅŸaat aÅŸamasında yapılmalıdır. Daha sonra yapılacak yalıtım ve etkileri oldukça sınırlı olmaktadır. Seçilen malzeme, uygulanacak yere göre deÄŸiÅŸkenlik göstermektedir. Geç de olsa su yalıtımının zorunlu hale getirilmesini iyi deÄŸerlendirmeli, binalardaki su yalıtımı uygulamalarını sorgulamalıyız.
Binada demir ve betonu korumamız neden hayati önem taşıyor?
Ülkemizde bina yapı teknolojisi demir donanımlı beton anlamına gelen, betonla inÅŸaat çeliÄŸinin bir bütün olduÄŸu ‘betonarme’ yapı sistemine dayanıyor. Binalarımızın tüm yükünü kiriÅŸ, kolon, döÅŸeme ve perde duvar olarak adlandırılan, beton ve demirin oluÅŸturduÄŸu betonarme yapı taşıyor. Bina tasarımında, binanın kendi yükü, iÅŸletme yükü, deprem, rüzgar gibi etkenler dikkate alınıyor. Mühendisler emniyetli ÅŸekilde bu yapı elemanlarının hesabını yaparak, beton ve demirin boyutlarını ortaya çıkarıyor. Buradan hareketle, binaların 80-100 yıllık kullanım ömrü belirleniyor. Türkiye’de 2000 yılından sonra yapılan binaların yüzde 90’ını ise betonarme yapılar oluÅŸturuyor.
Betonarmenin zayıf noktalarından biri suya karşı hassasiyetidir
Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalardan birisi ise suya karşı hassasiyetleridir. Sürekli suya maruz kaldıkları durumda özellikle demirin paslanmasıyla baÅŸlayan ‘korozyon’ yapı sistemini olumsuz etkiliyor. Bu durum, 5 yıl gibi kısa bir süre içinde demir donatıyı zayıflatmaya baÅŸlıyor. YaÄŸmur, kar, çiÄŸ, yeraltı suları, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inÅŸa edildiÄŸi zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli suya maruz kalabiliyor. Binanın doÄŸrudan suya maruz kalan çatı, temel, ıslak hacim gibi bölgelerinde uygulanacak su yalıtımı ve halk arasında terleme olarak bilinen yoÄŸuÅŸmayı önleyen ısı yalıtımı uygulamalarının doÄŸru ve eksiksiz yapılması büyük önem taşıyor. Sonuç olarak, betonarme yapıların saÄŸlıklı bir ÅŸekilde hayatta kalabilmesi için yapının tamamının standartlara uygun ÅŸekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerekiyor.
Korozyona uÄŸrayan bina 24 yılda donatı taşıma gücünün tamamını kaybediyor
Karadeniz Teknik Üniversitesi ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Åžakir ErdoÄŸdu’nun donatı ve korozyon iliÅŸkisini ortaya koyan araÅŸtırması, binalarımızı bekleyen tehlikeyi gözler önüne seriyor. Akademik araÅŸtırmaya göre; suya maruz kalan bir binada demir donatı taşıma kapasitesinin 5 yılın sonunda yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 2
4 yılın sonunda ise tamamını kaybettiÄŸi ortaya çıkıyor. Donatı korozyonu, deprem veya herhangi bir dış etki olmaksızın belirli süre sonra yapıların çökmesine yol açıyor. Bu durum da maalesef ülkemizin yabancı olmadığı bir gerçekliktir.
Yalıtımın doÄŸru uygulanması için eksiksiz denetim saÄŸlanmalı
Bugün su yalıtımı ile donatılmış güvenli ve nitelikli binaların inÅŸa edilmesinde kentsel dönüÅŸüm büyük bir fırsat sunuyor. Kentsel dönüÅŸüm sürecinde inÅŸa edilen yeni binalarda yalıtım uygulamalarına öncelik verilmeye baÅŸlandığını görmek, hem yalıtım sektörü hem toplum adına sevindirici bir geliÅŸme. Ä°ZODER olarak bu süreçte denetimin çok önemli olduÄŸunu dile getiriyoruz. Su Yalıtımı YönetmeliÄŸi’nin doÄŸru uygulanmasından; yapı ruhsatı vermeye yetkili idareler, yatırımcı kuruluÅŸlar, yapı sahipleri, tasarım ve uygulamada görevli mimar ve mühendisler, uygulayıcı yükleniciler ve imalatçılar, denetim elemanları, yapı deÄŸerlendirme ve iÅŸletme yetkilileri sorumlu. Bu uygulamaların etkin ve verimli sonuçlara ulaÅŸabilmesi için, ‘doÄŸru malzeme’, ‘doÄŸru detay’ ve ‘belgelendirilmiÅŸ usta’ üçgenin eksiksiz çalıştırılması ve denetlenmesi saÄŸlanmalı. Yapı denetim kuruluÅŸlarının, su yalıtımı uygulamalarına yönelik denetim faaliyetlerini de büyük bir özenle yürütmeleri çok önemli.
Betona yönelik denetim yalıtım uygulamaları için de yapılmalı
Beton üzerinde yıllardır ciddiyetle piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerini yürüten Çevre ve Åžehircilik Bakanlığı’nın betonu ve betonarmeyi koruyan su yalıtım malzemeleri için de denetim ve gözetim faaliyetlerine öncelik vermesi gerektiÄŸine inanıyoruz. Çevre ve Åžehircilik Bakanlığı 2019 yılı başından itibaren inÅŸaatlarda betonun projesine uygunluÄŸunun denetimi için EBÄ°S (çipli beton) uygulamasına geçerek bugüne kadar 68 bin 687 inÅŸaatta 4 milyon 482 bin 226 adet beton numunesinde çip uygulaması gerçekleÅŸtirdi. Denetim faaliyetleri ile beton performansı ve kalitesindeki gözle görülür iyileÅŸme meydana gelmiÅŸtir. Bu çerçevede daha kaliteli beton ile imal edilen yapıları koruyan yalıtım uygulamaları için de denetim faaliyetlerinin etkin bir ÅŸekilde yapılmasını bekliyoruz.”
Su yalıtımı nasıl yapılır?
Su yalıtımı, yapılarımızda suyun girebileceÄŸi temel, çatı gibi detaylara, suyun zararlı etkilerinden koruyacak ve suyu uzaklaÅŸtıracak ÅŸekilde su geçirmeyen malzemelerin uygulanmasıyla yapılır. Su yalıtımının en ekonomik ve saÄŸlıklı uygulaması, binanın inÅŸaatı sırasında gerçekleÅŸtirilir. Su yalıtımı uygulama detaylarının ve malzeme seçiminin, bina tasarım halindeyken yapılmış olması ve projelerde belirtilmesi gerekir. Bu uygulamalarda yapının temeli, temel perde duvarları, çatısı ve ıslak hacimlerinin (banyo, tuvalet gibi) su geçirmemesi saÄŸlanır.
Su yalıtımının maliyeti nedir?
Binalar için yönetmeliÄŸin yayımlanmasını müteakip zorunlu uygulamalar arasında kılınan ve yapı denetim kapsamına alınan su yalıtımının maliyeti ise bina inÅŸaatının metrekare maliyetlerinin sadece yüzde 2-3’ünü oluÅŸturmaktadır. Son derece makul bir maliyetle uygulanabilen su yalıtımı, binamızı ömrü boyunca nemden ve sudan koruyabilir. Üstelik nem görülen binalarda saÄŸlık sorunu yaÅŸandığını da dikkate alırsak, su yalıtımı sayesinde saÄŸlıklı, güvenli ve konforlu bir yaÅŸam alanına sahip oluruz.”
Yaşadığınız binayı sorgulayın
Tüm bu bilgiler ışığında yaÅŸadığınız binada su yalıtımı olup olmadığınızı öÄŸrenmek büyük önem taşıyor. 5-10 yıllık binalarda bodrum katı veya çatı katına bakarak su yalıtımı olup olmadığını, su sızıntısı, korozyon, küf gibi izlerden anlayabiliyoruz. Bu izler, binada sorun yaÅŸandığının önemli göstergeleridir. Binanın depreme dayanıklı olup olmadığını anlamak için mukavemet testi yaptırılmasını tavsiye ederim.
R E K L A M